Seyahat Etmenin Büyüsü Üzerine Bir Sohbet
Hiç kendine “Bir gün her şeyi bırakıp yola çıksam mı?” diye sordun mu? Eminim sormuşsundur. Çünkü hepimizin içinde küçük de olsa bir “gezgin ruh” var. Yeni yerler görmek, farklı kültürlerle tanışmak, bilmediğin tatları denemek… Bu işte bir büyü var, kabul et!
Geçen yaz ben de aynen böyle bir ruh hâliyle yola çıktım. Uçağa bindim, valizim yarı boş, içim dopdolu… İlk durak: Tiflis. Gürcistan’ın başkenti. Beklentim yoktu ama o sokak müzisyenleri, kiremit çatılar ve samimi insanlar beni resmen büyüledi. Sanki orası bana “Hoş geldin, evindesin” dedi.Sonra düşündüm: Aslında bir ülkenin en güzel tarafı binaları, müzeleri değil… İnsanları. Gittiğin yerde biri sana içten bir “merhaba” dediyse, orada kalmak istersin. Bazen bir çay, bazen bir sokak lezzeti tüm planlarını değiştirir.
Tabii yolculuk sadece güzel anılarla dolu değil. Kayboluyorsun, yağmura yakalanıyorsun, bazen dilini bile anlamadığın insanlara muhtaç kalıyorsun. Ama işte tam da bu yüzden unutulmaz oluyor. Her zorluk bir anıya dönüşüyor. Ve dönünce anlatacak hikâyelerin oluyor.
Yani demem o ki; eğer içinde bir yerlerde “acaba gitsem mi?” diyen bir ses varsa… Bence o sesi dinle. Dünya sandığından çok daha renkli. Ve seni bekliyor olabilir.